|
Güzel Okulum
Bazı binalar vardır ki bina hüviyetlerinden sıyrılarak kurulmuş oldukları mekânların kaderlerine yön verir. İşte, Beşikdüzü Anadolu Öğretmen Lisesi, kuruluşundan bu yana böyle sihirli bir görevi üstlenmiş, kendisi değişirken çevresini de bu değişim harmanı içerisinde yoğurmayı başarmıştır. 1939 yılında Beşikdüzü Eğitmen Kurs Okulu adıyla açılan okul; ertesi yıl, yani 1940'ta Beşikdüzü Köy Enstitüsü tabelâsını taktı. İlk Köy Enstitüleri'nden biri olma şansını yakalayan Beşikdüzü Anadolu Öğretmen Lisesi için değişim bu kadarla kalmıyordu elbet. 1954'te Beşikdüzü Kız İlköğretmen Okulu, 1974'te Beşikdüzü Kız Öğretmen Lisesi, 1989'da Beşikdüzü Anadolu Kız Öğretmen Lisesi ve daha sonra Beşikdüzü Anadolu Öğretmen Lisesi oldu. Son olarak 2003 yılında İMKB' nin yaptığı büyük bir yatırımla okulun ismi Beşikdüzü İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi olarak değiştirildi.
Beşikdüzü İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının da ilâve ettiği irili ufaklı onlarca binayla bir kampüs görünümünde. Okul içerisinde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetleri ise elbette gözden kaçmıyor. Bulunduğu bölgede en kaliteli öğrencileri en iyi şekilde yetiştirme misyonunu başarıyla yapan Öğretmen Lisesi, ülkenin bahtını değiştirmek için bir fabrika misali hummalı bir şekilde, geceli gündüzlü çalışıyor. Tüm eğitim kurumlarımız gibi nice incileri büyütüyor bağrında ve her gün nice sevinçlerle dolup boşalıyor koridorları.
Her gelen inci,
Mercan elbiseler giyer.
Gelen giyer, giyen gider.
Bu hep böyle, devam eder.
Fakat bu çatının altında yaşayan biz öğretmen ve öğrenciler için yukarıda bahsettiğimiz kuru bilgilerin ötesindedir, çok bilinen adıyla, Öğretmen Okulu. Olur ya bir gün sizin de yolunuz düşerse Karadeniz'e bekleriz sizleri, küçük bir muhabbet eşliğinde çayımızı içmeye.
Bu sevimli mekân, inzivaya çekilmiş, görücüsünü bekleyen suskun ve kederli bir güzel gibi çamların arasından başını kaldırarak, tereddütlü bakışlarla kapıda karşılar ziyaretçisini. Dış kapıdan adımınızı attığınızda Karadeniz titrek ve çalkantılı hâliyle arkanızda kalmıştır artık. Şimdi gökyüzüne abidevî yeşilliklerle uzanan ağaçların saltanatı altında rahat adımlarla okul kapısına doğru yol alabilirsiniz. Bu sessizlik ve huzur bir davettir aslında misafirine. Ben, mutluluk içinde uyuyan bu güzellikte, hüznün ve sabırla bekleyişin türlü tatlarla yoğrulmuş buruk, acımsı çeşnisini bulmuşumdur daima.
Yeşil, ağaç, çiçek ve koku ziyafeti ortasında yalnız da kalmış olabilirsiniz. Böyle zamanlarda yeryüzüne yayılan bu okşayıcı ve avutucu güzelliğin ortasında kâh o yana kâh bu yana; aynı ritmi koruyarak, derin hayallerle, belirsiz noktalara bakarak dolanıp durursunuz. Hele bir de ellerinizi ceplerinize sokmuş veya kadınlara mahsus vakur bir eda ile göğsünüzün üstünde birleştirmişseniz; kurduğunuz buruk özlem dolu hayaller, sizi daha otantik daha erişilmez mecralara sürüklemiş demektir.
Pek az insana ve yapıya nasip olmuştur böyle muazzam seyir. İnsan bu güzelliği gezerken bir şeyleri uyandırıyor olmanın ürkekliği içinde daima korkulu ve ürkektir. Bu derin dinginliğin ve serinliğin içerisinde bir köşeye çekilip birkaç satır yazıyı ciddiyetle okuma fırsatı bulduğunuzda, okumanın ve bilginin ne kadar geniş, sıcak bir derya olduğunu fark edersiniz. Dimağınızda biriken tatlı tortu, bütün organlarınızı okşayıcı ve avutucu rehavetiyle sardığı zaman hayatın manasını daha iyi anlarsınız.Ve geriye dönüp baktığınızda, şuursuzca heba ettiğiniz o avare yıllarınızın pişmanlığını gönlünüzde samimi duygularla hissedersiniz.
Tüm bu hayallerle duygu alemini süsleyen seyyah, sevdiği mekânda yaşıyor olmanın sonsuz hazzını bir kez daha idrak eder; hayatı türlü zorluklarına rağmen yine de manalı bulur. Birçoğumuz belki de yaşadığımız mekâna böyle dostane duygularla bağlanmamışızdır. Fakat geriye dönüp baktığımızda mekânların insan ruhunu nasıl gergef gergef işlediğini yakından görmüş olacağız.
Kuşlar, sevinç nağmeleriyle bu daimi saltanatın tadını çıkarıyor. Onlar için okul çatıları hiçbir zaman kapılarını kapatmadı. Yatılı öğrencilerin konuşmaları ve kahkahaları ise devamlı okulun duvarlarında yankılanıyor. Ders zamanlarında derin bir sessizliğe gömülüyor her yan. Belki de en güzel musikî budur bir öğretmen için. Zaman zaman durup bu ulvî musikiyi dinlersiniz, geçmişe dönmeden edemezsiniz.
Hayatımın büyük bir bölümünü yatılı okullarda böyle karmaşık duygularla geçirdiğim için bilirim. Birbirini sevmeyen, hatta zıt kutupları temsil eden hüzün ve sevinç, yatılı öğrencilerin daimî konuklarıdır. Ailenin koruyucu, zaman zaman şımartıcı sevinç ortamından uzun bir süreliğine ayrılmak zorunda kalan bu körpe yavrular; arzuladıkları şefkat ellerinin onlara uzanamamasından dolayı tatlı bir burukluğun içerisindedirler. Diğer yandan kalabalık ortamın ve güçlü arkadaşlık bağlarının ufacık kalplerde meydana getirdiği ürperti, şen şakrak eğlenceler, sevincin kanatlanıp zirvelere ulaşmasını sağlar. Böylece, her günü aynı binaların içinde, aynı kitapların önünde, aynı öğretmenlerin ses armonisi altında; aynı monotonluğun elipsi içerisinde ağır aksak yaşayarak akşam ederler. Fakat zamanın bu monoton akışı esnasında bilgi ve ruh dünyalarında meydana gelen oluşumların farkına varamazlar. Dört yılın ardından, geldikleri gibi hüzünlü ve buruk bir ayrılığa hazırlandıklarında; çantalarını son kez toplayıp, girdikleri kapıdan bir daha ya nasip deyip yola koyulduklarında yavaş yavaş bazı şeylerin değiştiğini fark ederler. İşte o zaman çantaları biriktirdikleri inci mercanlarla daha da ağırlaşmıştır. Evren kırıntıları bu güzelim yıldızlar, aydınlığa ve bilgiye bir adım daha atmıştır.
Evren kırıntısı bu güzelim yıldızlar
Gelir, giderler,
Dünyayı bezer dururlar;
Göklerin eteğinde, toprağın koynunda
Doğdukça doğacak daha neler var
Zaman bir değirmen taşı gibi, durmadan dinlenmeden dönüp duruyor... Değirmen taşı eskiyor ; fakat zaman bir türlü eskimiyor, tekerrür ediyor. Her yıl yenileri geliyor; gelenlere yer açmak için eskileri birer birer gidiyor. Öğretmenler de öyle değil mi? Onlar da gidiyor... Fakat her ne olursa olsun eğitim yuvalarında güzel şeyler oluyor, güzel duygular yaşanıyor. Etrafınıza iyi bakın, fark etmemiş olabilirsiniz! Öyle değil mi?
Gençlik bir kitaptı okuduk bitti.
Canım bahar geçti, çoktan kış şimdi.
Hani sevicin o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?
Selami GÜN
|